Futbolun takım oyunu olduğu, zaferlerin takım olarak kazanıldığı gibi gerçeklerin bugünlük köküne kibrit suyu… Fenerbahçeyle birlikte geçen bunca yılda bir çok oyuncu hayal kırıklığı ile karışık duygular yaşatmıştır bize belki ama takım genel anlamda başarılı da görülse, kendisine bir kaç beden büyük gelen bu formayı bir de lütfederek, laf olsun kontrat dolsun diyerek giyen bazı oyunculara sabretmek çok zor geliyor.
Yazılacak çok şey var, bilgimizin yettiğince teknik-taktik de kasabiliriz ama varacağı yer belli, o yüzden yolu düşüp de okuyacak olanların vaktini bu konuyla çok fazla almamak daha iyi olur, bizimkisi okyanusta bir damla misali de olsa haykırma ihtiyacı: Bu formanın değerini bilmeyen, öğrenemeyen oyuncuları bu takımda tutmak, kontrat ile gelen kontenjandan dolayı oynatmak; Zeki Rızalar ‘a Cihatlar ‘a, Canlar ‘a Lefterler ‘e, Basriler ‘e Nezihiler ‘e ve nicelerine ihanet; bizlere işkencedir.
Ders alınsın, bu takıma katılacak oyuncularda biraz yürek aransın. Evet zor, endüstriyel spor ve koyu profesyonellik olgusu sarmış dört bir yanı ama en azından üzerine geçirmesine rağmen çubuklunun değerini uzun süre anlamamakta ısrar edenlere de maddi zarar göze alınıp, yol verilsin. Bu renklerin temelinde yatan mücadeleci ruha bu kadar inatla ihanet edilmesin…
Galibiyetti, şampiyonluktu, kupaydı… Ruhuna sahip çıktıktan sonrası kolay.