Fenerbahçe’ye gönül vermiş bir yakınımızla izliyoruz maçı. Basketbol’dan teknik anlamda pek anladığı söylenemez ama kurduğu bir cümle hislere tercümandı; “Bu kenarda duran çocukların içi geçmiş, giren çıkan aynı, suratlara bak başka yerdeler, bunlardan ne hayır gelir?”
Hücum organizasyonu, set, rotasyon vs. tüm teknik terimler bir yana kenardaki sevgisizlik ve sevimsizliğin bu takımın potansiyelini aşamamasında, bırakın potansiyelini aşmasını, vasat oyununu bile oynayamamasında etkisi büyük. Bu artık çok belli oluyor.
Tanjevic’in geldiği basketbol ekolüne saygım çok fazla. Rotasyona uyumlu, genç bir kadro ile çok başarılı olur, olacaktır. Fakat bizim gerçeklerimiz bu şartlarda çok farklı. Mevcut kadro uygulanmak istenen sisteme müsait değil. Topla oynamayı seven, egosu büyük ve yüksek meblağlar harcanarak getirilen oyuncular var. Bu tür oyuncuları okul takımı havasında yönetmeye çalışmak çekilen iki küreğin birinin boşa gitmesi demektir. Tek kürekle yine iyi yol alındı ama artık bazı şeyler çok sırıtmaya başladı.
Federasyon – Milli Takım – Kulüp Takımı üçgeninden gelen kokular da sahadaki işler iyi gitmeyince daha bir burna gelmeye başladı. Yapıldığı iddia edilen pazarlıklara, restleşmelere alet olacak bir kulüp değil Fenerbahçe. Bu bile başlı başına ağır tepki gerektiren bir durum ama anlaşılan bazı kesimlerde huzurun kaçmamasının kulüp için daha hayırlı olacağı düşünülmüş. Bu farklı bir konu ve bence sergilenenler Fenerbahçe ‘nin adına yakışır tutumlar değil. Kimse Fenerbahçe ‘ye bir kişiyi görevde tutması için pazarlıklarla destekli baskı yapamaz, yapmaya çalışırsa da Fenerbahçe ‘nin değerleri ve kültürü gereği bu rest görülmeli ve ona göre hareket edilmelidir diyerek bu konuyu topa fazla girmeden kapatalım. Çünkü bazı bulanık noktalar var ve topu ıskalayabiliriz.
Sevgisizlik konusuna dönecek olursak; Herşeyin tekrar süt liman olması zor gözüküyor. Tanjevic ‘e Partizan, Cibona veya Olimpija gibi temsil ettiği ekole uygun mecralardaki olası kariyerinde başarılar. Fakat burada kendisinin bir geleceği artık yok. Olması için daha fazla zorlanması herşeyi daha da kötüye götürecek.
İsimlerle çok fazla haşır neşir olmak iyi değil belki ama bilgimizin yettiğince bir Örs-Mahmudi ortaklığı bu takımın potansiyelini ortaya çıkartmak için biçilmiş kaftan gibi… Mevcut şartlarda farklı seçimler macera olabilir. Yine de isim ikinci planda, istenen sportif başarı ise; yeter ki eldeki kadroya uygun mentaliteye sahip, karakterli bir teknik ekip ile çalışmaya devam edilsin.
Tanjevic’in uygulamaya çalıştığı rotasyona dayalı sistemin günümüzde büyük hedefleri olan hiç bir takımda işe yarayacağını sanmıyorum.
Oyuncusunun başında çocuk azarlar gibi dikilen çalıştırıcıların devri kapandı.
Ayrıca uygulatmaya çalıştığı setler de demode olmuş ve savunması kolay organizasyonlar. Kendisini yenilemediği sürece kendisinin teknik anlamda da devri kapanmıştır.