“Elemelere 2-0 ‘la başladık, 2-0 ‘la bitirdik”
Basın toplantısına bu çok değerli istatistiki bilgi ile giriş yapmak çok hoş ve de aydınlatıcı.
“Fiorentina’daki kupa finalini saymazsak tüm başarıları Türk oyuncularla kazandım. Birkaç tane yabancı vardı ama geneli Türk oyunculardı.”
Enteresan. Çok övünülen bir UEFA Kupası serüveninde el üstünde tutulan ve takımın iskeleti diye sürekli öne çıkartılan yabancı seçimleri (Taffarel, Popescu, Hagi) bir anda detay ve “birkaç” yabancı oyuncular oluverdi.
“Ben de bizim var olduğumuz yerde başarının beklendiğinin farkındayım. Bazen böyle alıştırmak da kötüdür. Onun ceremesini de biz çekiyoruz”
Buraya bir yüz ifadesi eklemek isterdim ama sanırım anlatabilecek bir tane yok. İki cümleye ukalalık ve megalomanlık ancak bu kadar iyi sığdırılabilirdi. Bir olgunun alışılmış olarak adlandırılabilmesi için tekrar etmesi ve bir nevi rutin haline gelmesi birinci şarttır. Tekrar eden ve istikrar gösteren başarıların da listelenmesi talep edilmeli bir sonraki basın toplantısında.
“Bir teşekkürü de 4 yıldır sürekli bizim yanımızda olan görsel ve yazılı medyaya etmek istiyorum. Neredeyse takımın sayısı arttı. Onlarla bir takım halinde olduk”
Evet burada bir kaç doğru nokta var. Basının gerçek işinden sapıp kendisiyle takım olması bugünlerin yaşanmasının asıl nedenidir. Görevini yapan bir basın olmuş olsaydı karşısında bir çok şey farklı olurdu ama nerede? Aslında bu şekilde karşısına geçip bu lafları sadece dinleyen, karşılık olarak adam akıllı sorular sor(a)mayan bir kitlenin karşısında az bile şov yapıyor.
“Zaman zaman insan olduğumu hatırlıyorum”
Bu iyi birşey, çünkü bir kesimin ne olursa olsun azimle el üstünde tutmaya çalıştığı, aşağı inmesi gerektikçe göklere çıkarttığı bir kişinin aslında ne olduğunu bilmesi iyi birşey.
“Sepp Piontek, bana verdiği özel röportajda, ‘Bu takımı Fatih Terim başarıya götürür’ demişti. Siz de birini gösterebilecek misiniz?”
sorusuna
“Bu sorulara açık yüreklilikle tercihimi söylemiştim. Gönlüm Türk antrenörden yana. Şimdi de bunu vurguluyorum. Ama Türk Milli Takımı’nın başına kim gelirse gelsin, herkes yanında olmalı.”
Öncelikle belirtmek lazım; Piontek yanılmış. Sonuç ortada. Soruya verilen cevap ise bir yönlendirmedir ve samimiyet çizgileri dışında kalmıştır. “Türk Milli Takımı’nın başına kim gelirse gelsin, herkes yanında olmalı.” sözü gerçekten samimiyet içeriyorsa “Gönlüm Türk antrenörden yana” gibi bir cümleyle arka arkaya kurulmamalı.
“Egosu var yakıştırmalarını kabul ediyor musunuz?”
sorusuna;
“Ben herkese sevimli gelmeyebilirim. Böyle bir çabam da olmadı… vs vs vs … Acaba sizin sorunuzda haset, çekememezlik, yukarıdan aşağıya çekme olabilir mi? Ben de bunu size soruyorum.”
Basın gibi davranmazsan ilk günden itibaren, alıştırırsan sorgusuz sualsiz işlerini yapmasına, işte böyle cevaplarla muhatap olmak zorunda kalırsın. Suçlu duruma düşüverirsin, halbuki pohpohlamaya yönelik bir soru sorulsaydı nefis cevaplar alınabilirdi değil mi ?
“Ben ülkemde yapılmayanları yapıyorum”
Bunların listelenmesi şart. “Yaptım” da değil “Yapıyorum”. Neymiş bunlar ? “İşte bir Kupa vardı 2000 ‘de vs vs” diye başlayan bir cümle haricinde ne gibi eklemeler yapılabilir bu “daha önce yapılmayanlar”a ? İtalya ‘dan komik bir şekilde kovulmak mı, Türkiye ‘ye geri dönülen kulüpte yuhlanarak görevini bırakmak zorunda olmak mı ? Yoksa bu son istifa mı ? Bunlarsa “daha önce yapılmayan”lar evet bunları önceden yapan biri olmamış olabilir gerçekten de… Yok eğer başka şeyler varsa “bu ülkede daha önce yapılmayan” kategorisine giren, bu yuvarlayarak üstü kapalı demeç edebiyatına adam gibi sorularla cevaplar alınsın artık da biz de anlayalım neymiş bu daha önce yapılmayanlar.
“Ay karanlıkta parlar diyorum. Başka bir şey demiyorum.”
…ve müthiş felsefe içerikli bir söz daha. “Everything is something happened” ‘dan sonraki favorilerden olabilir. Bu içi boş ve mantık ötesi söz ile ilgili başlı başına bir yazı yazılabilir ama biz altını boş bırakalım da isteyen istediğini düşünsün burada, malum neresinden çekersen elinde kalacak bir söz dizisi…Ay ile ilgili kontra sorular çok hoş anlar yaşatabilirdi izleyenlere gerçi…
Evet, dikkat çekici noktalara değinmeye çalıştık sözde basın toplantısından. Pazartesi günü kapsamlı bir basın toplantısı daha yapılacağı belirtildi. Umarız gerçekten bir basın toplantısı olur da artık basın mensupları övgü dolu sözlerle süslenmiş sözde sorular yerine hakiki sorular hazırlarlar. Bekleyelim Pazartesi gününü…