Son günlerde Dodo ‘nun basketbol şubesine genel menejer olacağı söylentileri ayyuka çıkmıştı, Fenerbahçe ‘nin son Euroleague maçını başkanın yanında izlemesiyle bu iş bitti denmeye başlandı. Biz henüz bitmedi olarak kabul edelim, öyle yazalım.
Malum şahsın bir Galatasaray taraftarı olduğunu bilmeyenlerin öğrenmesi için altını da çizelim gerçi pek azdır ya bilmeyen. Kendisi için; başarıları kendine mal eder, başarısızlıkta da pek ortalarda gözükmez etiketine pek ekleyecek bir sözümüz yok. Basketbol federasyonu başkanına olan yakınlığı ve Fenerbahçe ile olan eskiye dayanan husumetini de ekleyelim. Tüm bu özelliklerinden sonra kurumsal kulüp, profesyonel dünya burası işini iyi yaptıktan sonra kimin hangi takımı tuttuğunun ne önemi var, gelsin, diyenlere de okkalı bir selam(!) gönderelim.
Halen gelsin iyi iş yapar diyenlere ithafen bir kaç içli cümle de ekleyelim… Ben takımım maç kazandığında, kupa kazandığında taraftar gibi sevin(e)meyecek adam istemiyorum arkadaş bu yapının hiç bir mertebesinde, bu benim hakkım. İstemiyorum diye istediğim gibi olacak hali yok, ama en azından bu fikri belirtmek hakkım. Ben misal Galatasaray ‘ı evire çevire yeneceğim ama bu Galatasaraylı şahıslar içlerinde belki bir buruklukla işini yapan memur misali önümüzdeki maçlara bakacaklar. Ben taraftarım diyenin midesi kaldırmaz, kaldırmamalı da zaten. O kadar profesyonellik dokunur, öz bozar.
Şimdi bu kadar taraftar gözlüğüyle görüş yeterli, safımızı belli ettik. Asıl koyan noktaya gelelim…
Diyoruz ki Fenerbahçeli insanlar varken neden hala farklı takımlara malolmuş veya gönül vermiş insanlar Fenerbahçe yapısında bir şekilde bir mevkide göreve geliyor ? Neden bizim gibi sevin(e)meyen isimlerle muhatap bırakılıyoruz? Erkek basketbol şubesinde mevcut yapıda, bayan basketbolunda yıllardan beri… Bir gariplik var, bunu tüm mesaisini Fenerbahçe ‘ye veren ve Fenerbahçe’nin geçmiş dönemine bakınca 10 yılı aşan bir süreyle istikrarın alası sayılabilecek bir zaman dilimine damga vuran yönetim anlayışı nasıl görmez ?Konuya şöyle yaklaşalım o halde; Peki, Fenerbahçeli olup da bu göreve gelebilecek olanlar ama getirilmeyenler kimler bir bakalım…
Kutluay adı geçti taraftarlar arasında… Fenerbahçe altyapısından yetişen, hakim görüşle Fenerbahçe ‘ye malolmuş bir sporcu. Uzun yıllar çubukluyu giymiş, Fenerbahçeli olduğunu da sürekli beyan eden birisi. E güzel geliyor kulağa. Bir de şöyle daha gerçekçi bakalım; Balık hafızası olmayanlar hatırlayacaktır zaten, kendisi Fenerbahçe forması giyerken “Daha iddialı bir takım kurulmayacaksa ayrılmak istiyorum” diyecek kadar, ve sezon ortasında bir müessese kulübüne gidecek kadar “profesyonel” bir sporcudur. Daha sonra yine Fenerbahçe ‘ye gelme ihtimali varken daha fazla maddi imkan ve potansiyel başarı vaad eden başka bir müessese takımını tercih edecek kadar da bu konuda istikrarlıdır. Kendisi Yunanistan’da bile AEK ‘da en çok sevilen sporculardan biri olmuşken yine aynı şekilde “fazla para daha çok potansiyel başarı” ideolojisiyle Panathinakos ‘a geçen bir sporcudur. Yani X Y değişiyor fakat kendisindeki mentalite değişmemekte. Tecrübe eksikliği vs onlar bir tarafa, güzel soruyu soralım o halde ; Bu anlayışa gönül vermiş bir isim midir aranan ? O görkemli sıfat “Fenerbahçeli” ye uymakta mıdır bu çizilen profil ?
Erdenay ismi de geçer gibi oldu. Kendisinin de aynı kategoriye girdiğini eklemek lazım. Fenerbahçe forması giyerken kendisini imzaya bekleyen yönticileri arayıp “birazdan geliyorum” diyerek haberdar edip o sırada bir müessese kulübüne imza atan bir sporcumuz (!).
Liste genişleyebilir. Gerçekten Fenerbahçeli bir isimse istenen Fenerbahçe formasıyla o forma altında oynamaktan başka ne gibi ilişkilerde bulunmuş iyice ortaya konması lazım. Olumlu, olumsuz. Öyle daha iyi şartlar isterim yoksa giderim, kupa isterim ben diyerek ayrılanlardan hayır gelmeyeceğini iyice bellemek gerekir. Böyle Fenerbahçeli olduğunu söyleyip, Fenerbahçe’ye herhangi bir takım gibi davranan, sen kendilerini sahadaki yüreğin varsayarken bir anda rakibine gidip “N’oluyor?” dedirten isimlerdense Galatasaraylı olduğunu beyan eden adam tercihtir bu arada, en azından karşımızda kim var biliriz. Yarın öbür gün sırt üstü bırakırsa nedenini biliriz. O taraftarı formasını giyerken aldatan isimlerin görev almasından daha az koyar.
Yazıda Sayın Örs’den bahsetmemek olmaz. Kendisi bu tür bir görevi istemediğini beyan ettiği için aday olarak algılamadık. Nedenleri niçinleri ayrı bir yazı konusu, kırgınlığında haklı olduğunu kabul etmek ve fazla sorgulamamak gerekir. Fenerbahçe’den yetişen ve sivrilen bir sporcu değildir kendisi de ama Fenerbahçeliyim dedikten sonra taraftar gözüyle bir yanlış davranışına rastlanmaması yeterli referanstır muhtemelen. Kendisinde idari bir menejerlik mizacı var mı veya bu konumda katkı sağlayabilir mi o da bir soru işareti olarak kalacak… Belki bir gün cevaplanır…
Konu dağılmaya çok müsait… Forti gibi isimleri de görüşlerle yazmak isterdik. Konu Fenerbahçelilikse bilgimiz yettiğince Fenerbahçelilik adı altında sergilediklerini artısı eksisiyle paylaşmayı… Olmazsa bir ek yazıda değinmeye çalışırız. Şu an bu isimlerin gündemde olmaması ve olmayacak gibi görünmesi de malum zaten.
Ortayı yapalım da bitirelim; Fenerbahçeli idari-genel menajerler istiyoruz diyoruz. Peki şu an bu görevi yapabilecek kaç Fenerbahçeli sıfatına uygun kişi var ? Bu isimlerin göreve getirilmesi için önplana çıkartılan “Fenerbahçeli” kimliklerinde en ufak bir gölge olmamasının şart olduğunu unutmayalım. Çünkü göreve gelecek olmalarının asıl sebebi Fenerbahçeli olmaları olacak. Bu kriterlere uyan kaç kişi var acaba uygun durumda ? Tecrübe zaten başlı başına bir soru işareti.
Kupalarda bizim gibi sevin(e)meyen isimleri bu yapıda görmek istemiyoruz diyoruz ama açıkçası bu görevi üstlenebilecek bir isim de pek gözükmüyor. Gösterilmeye çalışılanlar da bahsetmeye çalıştığımız gibi kendilerine zamanında verilen “Fenerbahçeli” sıfatını taşıyamamış isimler. Yani asıl koyan nokta bu görevi layığıyla yapabilecek bir ismin basketbol dünyasındaki azlığı veya mevcut şartlarda hiç olmaması.
Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık yazacağımız son söz olsun…