Atlantik Ligi

Atlantik Ligi ülke liglerinde uzun zamandır başarılı olan bazı Avrupa kulüplerinin bulundukları ülke liginin kalitesinin artık daha fazla yukarı gidemeyeceği kaygısıyla ortaya attıkları daha çekişmeli ve marka değeri yüksek olacak bir lig önerisi.

Bu tür bir lig için öneriler 1990′ların sonunda konuşulmaya başlansa da ilk olarak PSV Eindhoven takımı önderliğinde 2001 yılında ciddi anlamda gerçeğe yaklaştırılmıştı. PSV Eindhoven ‘a ek olarak Ajax ve Feyenoord, İskoç devleri Celtic ve Rangers, Portekiz’den Benfica ve Porto, Belçika’dan Anderlecht ve Club Brugge ve bazı İskandinav kulüplerinin de içinde bulunduğu bir organizasyonla bir lig kurulması çalışmalarına başlanmıştı. Ligin 2002 yılında başlaması planlanıyordu hatta televizyon yayın hakları için görüşmeler dahi yapılmıştı. Bu arada fikrin beklenenden de fazla desteki bulması PSV kulübünün bu ligi tüm Avrupa ‘ya yaymaya çalışmasına cesaret vermiş ve bu ek öneriyi G-14 kulüpler toplantısında gündeme getiren PSV Eindhoven kulüp yetkilileri destek görmelerine karşın başta İngiliz ve Alman kulüplerinin karşı görüşleri nedeniyle rafa kalkmıştı.

O yıl şekillenen Atlantik Ligi formatına göre teoride ligde yer almayı kabul eden PSV, Ajax, Feyenoord, Glasgow Rangers, Celtic, Sporting Lisbon, Benfica, Anderlecht, Brugge, Goteborg, AIK Stockholm, Brondby, FC Copenhagen bu ligi oluşturacak, bu takımların hiç birisi kendi ülke liglerinde oynamayacak, tek bir takım küme düşecek ve bu düşen takım kendi ülke ligine geri dönecek ve o ülkenin lig şampiyonu ile yer değiştirecekti. UEFA ile görüşmeler sonunda da bu ligden Şampiyonlar Ligi’ne ve UEFA Kupa’sına da takımlar katılabilecekti. Katılan takımların ülke nüfusları kırk milyonun üzerinde oluyordu ve öngörülere göre bu ligin karşılaşmaları maç başına otuzbin ortalama taraftar vaad ediyordu. O yılın rakamlarına göre bu Avrupa ‘daki en yüksek üçüncü lig ortalaması olacaktı.

Tam o noktada (İskoçya Futbol Federasyonu hariç) bazı takımların bağlı oldukları ülke federasyonları devreye girdiler ve takımlarının ülke liglerinden ayrılmamaları için bu kulüplere ek maddi katkı vaadinde bulundular. İskoçya Futbol Federasyonu ise Atlantik Ligi ‘ne İskoç futboluna katkı vereceği düşüncesiyle desteğini sürdürdü. İskoçya Futbol Federasyonu’nun buradaki düşüncesi Rangers ve Celtic ‘in açıkça İskoç futbolunun herşeyi olduğunun bilinciyle bu iki takımın daha yüksek standartlarda futbol oynamalarının doğrudan İskoçya ekonomisine değer katacağı gerçeğiydi.

Sonuç olarak UEFA yaptığı toplantı sonrasında bu takımların daha mücadeleci bir ligde oynama kaygısını anladığını fakat UEFA içersindeki bütünlüğü bozacağı ve ülke liglerindeki kaliteyi ve lige ilgiyi düşüreceği düşüncesiyle öneriyi resmi olarak reddetiğini ve bu ligin oluşumuna izin vermediğini bildirdi. Toplantıda sarfedilen bir cümle de aslında UEFA ‘nın iplerin kendi elinde kalmasının asıl amaç olduğunu da gösteriyordu; “Eğer UEFA ‘nın bu kararı hiçe sayılıp UEFA ‘dan bağımsız olarak bu ligin kurulması söz konusu olursa bu ligde yer alan hiç bir takım bundan sonra UEFA kulüp şampiyonalarında yer alamayacaktır.”.

Bu karara ek olarak lige olumlu bakan bazı kulüplerin de ülke federasyonlarının önerdiği ek maddi katkıdan dolayı geri adım atması eklenince Atlantik Ligi’nin özünde yatan “daha mücadeleci ve daha fazla para kazandıran bir lig” sloganı gerçekçiliğini kaybetmiş oluyordu.

Celtic ve Rangers yüzlerini bu sefer İngiliz Premier League ‘ine çevirmişti. İki takım bir ayarlama ile EPL ‘de yer almayı umduklarını açıkça dile getirdiler ve bazı girişimlerde bulundular. Farklı bir konu olan bu girişim de sonuçsuz kaldı. Atlantik ligi ise tam anlamıyla rafa kalkmıştı. Her nekadar PSV Atlantik Ligi için yeni önerilerle girişimlerini sürdürmeye devam ettiyse de günümüze kadar bir sonuç alınamadı.

UEFA bir anlamda ipleri elinden bırakmak istemiyor ama söz konusu kulüpler de daha mücadeleci bir ligde oynamak istiyorlardı. Atlantik Ligi için bahsi geçen kulüpleri aslında bu yola iten daha mücadeleci bir ligde oynamanın yanı sıra elbete daha fazla maddi gelir elde edebilmekti. UEFA bu kaygıları bir şekilde bertaraf edebilmek için çeşitli yollar denedi ve deniyor. Son olarak UEFA Kupasının Europa League olarak yeniden pazarlanması da bunlardan birisiydi.

2001 yılındaki bu son ciddi girişimden sonra geçtiğimiz ve bu yıl tekrar Atlantik Ligi fikri ortaya atılmaya başlandı. Özellikle Hollanda Fubol Federasyon’unun öncülüğünde Atlantik Ligi için teorik çalışmalar geri planda da olsa sürdürülüyor. Bu son Atlantik Ligi hareketine ise ilk etapta ciddi anlamda olumlu bakan başlıca kulüpler Glasgow Rangers, Feyenoord, PSV Eindhoven, Anderlecht, Brondby ve AIK Stockholm. Celtic ise bu sefer çalışmalara uzak duruyor gibi gözükmekte. Hatta Celtic CEO ’su çok kısa bir süre önce bu tür bir oluşumun artık “Frankenstein” den başka birşey ortaya çıkartmayacağını dile getirmişti. Rangers oluşumun İskoçya tarafındaki en istekli kulüp durumunda. Kulüp menejeri bir çok kez takımın Atlantik Ligi’nde oynamasının İskoç futbolu için çok daha faydalı olacağını dile getirmiş hatta bir adım ileri giderek kulübün İskoçya Ligi’nde de ikinci (daha genç oyunculardan kurulu bir takım) bir takımla oynamaya devam edebileceğini de ima etmişti.

Hollanda Futbol Federasyonu’nun bu işe sıcak bakması ve Federasyon başkanının UEFA içinde lobi çalışmalarını başlatacağını söylemesinin ardından Atlantik Ligi bu sefer daha ciddi bir şekilde gündeme gelebilir. Futbola katkısı ne olur, katılacak takımların ülke futbol liglerini ne kadar kötü etkiler bunlar hep tartışma yaratacak konular.

Bu tür bir ligin kurulmasına sıcak bakan takımlar daha çekişmeli, daha çok izlenebilir ve finansal getirisi daha fazla bir ligde mücadele etmelerinin yanında bu oluşumda bulunmaları sayesinde yıldız statüsündeki oyuncular için de cazip kulüpler haline gelebileceklerini düşünüyor ve bu sayede ligin futbol kalitesinin de çok yüksek olacağını savunuyorlar.

Bakalım bu yakın zamanda gündeme tekrar gelebilecek olan olası Atlantik Ligi projesi nasıl sonuçlanacak.

Not: Yazı solkanat.com tarafından yazılmıştır. Uygun görülürse alınıp kullanılabilir, kaynak olarak solkanat.com ‘a bir pas atılması hoş olur, saygı görür efendim.

Ekim 17, 2009