Off… Bir Fak Daha

Faktan(*) başka bir şey değil…

Colin Kazim-Richards nam-ı diğer Kazım Kazım Beşiktaş-Fenerbahçe karşılaşmasında yan hakeme anadilinde sarfettiği argoya çalan bir tabirden dolayı 4 maç ceza aldı. Sarfedilen ve cezaya neden olan sözün ne anlama geldiğini idrak edebilmek için az biraz genel kültürden pay almak, biraz da futbolun içerisinde yer alındığı için yabancı oyuncuların kullanma ihtimali olan kelimeleri ve ne anlamlara geldiklerini bilmek şart. Mevzu bahis karşılaşmada yan hakemin Kazım ‘ı attırırken ne tür mimiklere büründüğünün de altını çizmek lazım.Yani bu durumda işin içinde sadece bilgisizlik değil habis duygular da aranabilir…

Hadi maç içerisinde sözün tam anlamını bilmeden oyundan atılmasına neden olanlar bir yana, bu sözün kullanıldığı an ve ortam düşünülünce, emsalleriyle karşılaştırılınca ne anlama geldiği ve neyi anlatmak istediğini bu cezayı verenler  hiç mi araştırmaz ?

Ne dense boş… Akl-ı selim tarafın sarfettiği sözler her zamanki gibi duvara çarpıp geri dönecek ne de olsa… Açık ve net olan; lige heyecan katma ve ligin pazar değerinin düşmemesi için şampiyonluk yarışında seyirci sayıları fazla olan tüm takımların lig sonuna kadar yer almasını isteyen kesimlerin faklarını(*) çok erken kurmaya başlamış olmaları. Yakalanmamak lazım ama bu kesim fak kurmaktan bıkacak gibi durmuyor.

Eyyam ve riyanın hüküm sürdüğü mecralarda hakkını aramak epey zor olsa da Fenerbahçe taraftarına ve camiasına düşen bu fakların(*) farkında olmak.

Gerisi malum; Fenerbahçe’ye ve Fenerbahçeli’ye düşen mücadele etmek… Bu camia mücadeleci ruhu sayesinde bugünlere gelebilmiştir. Düzen ve lobi hiç bir zaman yanında olmamış ve olmayacaktır. Fenerbahçe ve diğerleri bu tiyatroda rollerini hiç değiştirmeden yollarına devam edecektir.

Fenerbahçelilik hiç bir zaman kolay olmamıştır, olmayacaktır.

*Fak: Tuzak, Kapan.

Kasım 27, 2009

Efes ve Tarih Dersi

Malum kurum ve müessese spor kulübünden son bir açıklama geldi. Mantıklı savunma yada gerçekler yerine sözde iğnelemeler içeren… Düzeyli, özeleştiri içeren yapıcı bir açıklama beklemek çok mu saflıktı ? Biz bu sağduyuyu bekliyorduk açıkçası ne yalan söyleyelim, bir şirketin haddini bileceğini varsaymıştık, yanılmışız.

Buyurmuşlar “Önce kendi kulüplerine baksınlar…basketbol, voleybol, yüzme ve kürek şubelerindeki doping vakalarına baksınlar…(Fenerbahçe Spor Kulübü başkanını kastederek) Kendisini aklı selime davet ediyorum“.

Pişkinliğin bu kadarı az görülür muhtemelen. Soralım o halde;

Fenerbahçe Spor Kulübü ‘nün binlerce sporcuya sahip mevzu bahis şubelerinde BİREYSEL doping vakalarına rastlandığında (ki bunların açıklamaları Fenerbahçe Spor Kulübü tarafından yapılmış ve kulüp bu konularda üzerine düşeni yapmıştır, detaylarına ulaşılabilir) Fenerbahçe Spor Kulübü nasıl bir tavır takınmıştır ? Kulüp, sporcu haklı olduğunu iddia ettiğinde dahi BİREYSEL doping yaptığı kesinleşmiş olan herhangi sporcusunun arkasında durup, taraftarları da maçlarda doping yaptığı kanıtlanan bir sporcunun maskelerini takmış mıdır ? Yoksa hatalı konumda olan bu sınıfa giren sporcularla yollar hemen ayrılmış mıdır ? Tek bir branşta topu topu maç kadrosunda 12 sporcusunun içinden alınan 2 numunede de aynı doping sayılan maddeye rastlanması tesadüf müdür ? Yoksa ORGANİZE iş midir? Bu durumda olan ve 12 sporcusuna sahip olamayan bir şirket kulübü binlerce sporcu ile muhatap o bahsettiği yüz yıllık basketbol tarihinden bile eski bir spor kulübüne nasıl tarih ve tarz dersi verebilir ? Bu akl-ı selim bir davranış mıdır ?

Eklemişler: “Eğer arzu ederse, basketbol tarihimizin 100 yılını anlatan ve camia tarafından çok beğenilen kitabımızı kendisine gönderebilirim. Böylece Fenerbahçe takımında geçmişte ve günümüzde forma giyen basketbolcuların bazılarının çocuk yaşta geldikleri Efes Pilsen Spor Kulübü’nden yetiştiklerini, bugün NBA ve Avrupa takımlarında başarıyla forma giyen sporcularımızın Efes Pilsen Spor Kulübü’nden geçtiklerini de öğrenmiş olur

Evet, fakat sporcuların yetiştiriliş tarzlarıyla ilgili ciddi şüphelerimiz var artık. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün parçası olduğu bir tarihte kendileri detay olmaktan öteye gidemezler malesef. Ayrıca görülüyor ki insan bir konu hakkında söyleyecek fazla birşeyi olmadı mı sola-sağa sapabiliyor düz gitmesi gerekirken.

Eklemişler; “Fenerbahçe’nin şampiyon olması için Efes Pilsen Kulübü’nün küme düşürülmesi isteniyorsa o başka…

O yüz yıllık basketbol tarihini içeren kitapta vardır, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün son yıllardaki şampiyonlukları sırasında kendi müessese kulüpleri rakip değiller miydi? İkinci ligdeler miydi acaba ?

Yani Fenerbahçe’nin şampiyonluğu için kendilerinin ligde olması Fenerbahçe açısından sorun yaratmamaktadır. Sorun yaratan 5mg farkla kazandıkları şampiyonluktur.

Devam ediyor; “Keşke sadece salon yaparak spora katkı yapılabilseydi. Evet, Fenerbahçe Kulübü salon yapıyor, ama biliyor musunuz ki, o salon aslında yapılması planlanan alışveriş merkezinin yan unsuru. Yani yapılacak alışveriş merkezinden jenere edilecek para ile yapılacak bir yatırım. Arsası da hediye ve tahsisli. Aynı şartlarla biz de bir salon yapmaya hazırız.”

Pes doğrusu. Kendilerinin 12-13 yıldır spor salonu projelerinin olduğunu bilmeyenler öğrensin ama yer aradıklarını söylüyorlar. Nasıl bir yer aramaktadırlar ? Toprak çeşidi mi sorun çıkartıyor ? Nasıl bir spor salonudur ki bu uygun yer bulunamamaktadır? Bürokrasi midir sorun ? Kendileri Türk basketboluna sürekli yatırım yaptıklarını söylüyorlar, spor salonu yapmak istediler de “Yok o kadar da katkı yapmayın canım, yeter.” mi denmiştir kendilerine ? Yoksa şirket bütçesine bir artısı olmayacağı düşünüldüğü için mi salon projeleri tozlu raflarında? Bir de merak ediyoruz; diyelim yaptılar bu gizemli salonu; İçerisinde bir laboratuvar olacak mı ? Olacaksa ne amaçla kullanılacak ?

Malum müessese kulübüne gerekli açıklamayı Fenerbahçe Spor Kulübü ve herşeyin farkında olan bilinçli taraftarları yapacaktır, merakları olmasın. Karşılarında Fenerbahçe camiası varken bu konunun üstünü sağa sola yapılacak hatır sponsorluk anlaşmalarıyla kapatamayacaklarının farkındalar.

Gelişmeleri beklemeye devam ediyoruz. Kararın verilmesinin uzun sürmesinin altında kapsamlı bir araştırma yapıldığı gerçeğinin yattığına inanıyoruz.

İlginizi Çekebilir
- Müessese Takımını Desteklemek
- Enfes Doping

İlginizi Çekebilecek Dış Bağlantılar
- Cathine (Katin), Doping, Efes Pilsen, WADA tirajik.com
- Söz Bloglarda Romantik Kanaryalar

Ekim 20, 2009

TeriMegalomani

Elemelere 2-0 ‘la başladık, 2-0 ‘la bitirdik

Basın toplantısına bu çok değerli istatistiki bilgi ile giriş yapmak çok hoş ve de aydınlatıcı.

Fiorentina’daki kupa finalini saymazsak tüm başarıları Türk oyuncularla kazandım. Birkaç tane yabancı vardı ama geneli Türk oyunculardı.

Enteresan. Çok övünülen bir UEFA Kupası serüveninde el üstünde tutulan ve takımın iskeleti diye sürekli öne çıkartılan yabancı seçimleri (Taffarel, Popescu, Hagi) bir anda detay ve “birkaç” yabancı oyuncular oluverdi.

Ben de bizim var olduğumuz yerde başarının beklendiğinin farkındayım. Bazen böyle alıştırmak da kötüdür. Onun ceremesini de biz çekiyoruz

Buraya bir yüz ifadesi eklemek isterdim ama sanırım anlatabilecek bir tane yok. İki cümleye ukalalık ve megalomanlık ancak bu kadar iyi sığdırılabilirdi. Bir olgunun alışılmış olarak adlandırılabilmesi için tekrar etmesi ve bir nevi rutin haline gelmesi birinci şarttır. Tekrar eden ve istikrar gösteren başarıların da listelenmesi talep edilmeli bir sonraki basın toplantısında.

Bir teşekkürü de 4 yıldır sürekli bizim yanımızda olan görsel ve yazılı medyaya etmek istiyorum. Neredeyse takımın sayısı arttı. Onlarla bir takım halinde olduk

Evet burada bir kaç doğru nokta var. Basının gerçek işinden sapıp kendisiyle takım olması bugünlerin yaşanmasının asıl nedenidir. Görevini yapan bir basın olmuş olsaydı karşısında bir çok şey farklı olurdu ama nerede? Aslında bu şekilde karşısına geçip bu lafları sadece dinleyen, karşılık olarak adam akıllı sorular sor(a)mayan bir kitlenin karşısında az bile şov yapıyor.

Zaman zaman insan olduğumu hatırlıyorum

Bu iyi birşey, çünkü bir kesimin ne olursa olsun azimle el üstünde tutmaya çalıştığı, aşağı inmesi gerektikçe göklere çıkarttığı bir kişinin aslında ne olduğunu bilmesi iyi birşey.

“Sepp Piontek, bana verdiği özel röportajda, ‘Bu takımı Fatih Terim başarıya götürür’ demişti. Siz de birini gösterebilecek misiniz?”
sorusuna
Bu sorulara açık yüreklilikle tercihimi söylemiştim. Gönlüm Türk antrenörden yana. Şimdi de bunu vurguluyorum. Ama Türk Milli Takımı’nın başına kim gelirse gelsin, herkes yanında olmalı.

Öncelikle belirtmek lazım; Piontek yanılmış. Sonuç ortada. Soruya verilen cevap ise bir yönlendirmedir ve samimiyet çizgileri dışında kalmıştır. “Türk Milli Takımı’nın başına kim gelirse gelsin, herkes yanında olmalı.” sözü gerçekten samimiyet içeriyorsa “Gönlüm Türk antrenörden yana” gibi bir cümleyle arka arkaya kurulmamalı.

“Egosu var yakıştırmalarını kabul ediyor musunuz?”
sorusuna;
Ben herkese sevimli gelmeyebilirim. Böyle bir çabam da olmadı… vs vs vs … Acaba sizin sorunuzda haset, çekememezlik, yukarıdan aşağıya çekme olabilir mi? Ben de bunu size soruyorum.

Basın gibi davranmazsan ilk günden itibaren, alıştırırsan sorgusuz sualsiz işlerini yapmasına, işte böyle cevaplarla muhatap olmak zorunda kalırsın. Suçlu duruma düşüverirsin, halbuki pohpohlamaya yönelik bir soru sorulsaydı nefis cevaplar alınabilirdi değil mi ?

Ben ülkemde yapılmayanları yapıyorum

Bunların listelenmesi şart. “Yaptım” da değil “Yapıyorum”. Neymiş bunlar ? “İşte bir Kupa vardı 2000 ‘de vs vs” diye başlayan bir cümle haricinde ne gibi eklemeler yapılabilir bu “daha önce yapılmayanlar”a ? İtalya ‘dan komik bir şekilde kovulmak mı, Türkiye ‘ye geri dönülen kulüpte yuhlanarak görevini bırakmak zorunda olmak mı ? Yoksa bu son istifa mı ? Bunlarsa “daha önce yapılmayan”lar evet bunları önceden yapan biri olmamış olabilir gerçekten de… Yok eğer başka şeyler varsa “bu ülkede daha önce yapılmayan” kategorisine giren, bu yuvarlayarak üstü kapalı demeç edebiyatına adam gibi sorularla cevaplar alınsın artık da biz de anlayalım neymiş bu daha önce yapılmayanlar.

Ay karanlıkta parlar diyorum. Başka bir şey demiyorum.

…ve müthiş felsefe içerikli bir söz daha. “Everything is something happened” ‘dan sonraki favorilerden olabilir. Bu içi boş ve mantık ötesi söz ile ilgili başlı başına bir yazı yazılabilir ama biz altını boş bırakalım da isteyen istediğini düşünsün burada, malum neresinden çekersen elinde kalacak bir söz dizisi…Ay ile ilgili kontra sorular çok hoş anlar yaşatabilirdi izleyenlere gerçi…

Evet, dikkat çekici noktalara değinmeye çalıştık sözde basın toplantısından. Pazartesi günü kapsamlı bir basın toplantısı daha yapılacağı belirtildi. Umarız gerçekten bir basın toplantısı olur da artık basın mensupları övgü dolu sözlerle süslenmiş sözde sorular yerine hakiki sorular hazırlarlar. Bekleyelim Pazartesi gününü…

Ekim 15, 2009

Arabana Bir Bakalım Arkadaş, Tamam Geç

Yaptığımız ortalar her zaman sahanın içinde kalmıyor haliylen, kimi zaman saha dışına gidebiliyor. Öyle bir orta yapalım.

Bir yayın organında dikkatimizi çekti, Ankara ‘da ünlü ve lüks olarak adlandırılan bir alışveriş merkezinin otoparkına eski model araçların alımı elit müşterilerin talebi üzerine yasaklanmış. İlginçmiş. LPG iması değil yani bildiğiniz eski sıfatı. Sanırım ikinci adım otopark girişine model-yıl-marka kombinasyonlarını içeren bir tabela asmak olacaktır. Kimbilir bu sistemde yakında bu alışveriş merkezinin civarında şu tür reklamları görmek de şaşırtmaz : “Bu alışveriş merkezinin otoparkına mı girmek istiyorsunuz ? Durun durun hemen umutsuzluğa kapılmayın, gelin yeni araç kredinizi bizden alın dilediğiniz kadar bu alışveriş merkezine girin-çıkın.” veya Ankara ‘da civar araba galerilerinde şu tür yazılara rastlayabiliriz: “Yakındaki lüks alışveriş merkezinn otoparkından tam onaylı araçlar. Alın ve girin.”.

Kara-mizah da bir yere kadar, bu zihniyetin çürüklüğünün daha buna benzer çok örnekler sunacağı zaten malum, çok fazla derine inmeden bitirelim çünkü seviyeli kelimeleri seçmek zor bu ve bunun gibi konularda.

Ekim 8, 2009

Spiker Dediğin

Galatasaray – Ankaragücü maçının son bölümüne denk geldik, izliyoruz, maç pek ilgi çekici gitmesede bir anda Ankaragücü ‘nün golü geliyor. O ana kadar Galatasaray ‘ın direğin 5 metre yanından auta giden toplarında bile desibel de tavan yapan spiker Ankaragücü’ nün golünü süt dökmüş kedi gibi ince ve durgun bir sesle biz izleyenlere iletti. Evet gerçekten gol olmuştu, biz kendisinin ses tonundan aslında gol değil de topun taça çıktığını ve oyunun taç atışıyla başlayacağı izlenimini almıştık halbuki.

Ekim 6, 2009

Sarı Kart Dediğin

Bir maç hatırlıyorum çok eskide değil, zaman zaman böyle oyunlar döndüğünde aklıma gelir, hakem malum aynı hakem ve yönettiği karşılaşmadan bir hafta sonra oynanacak olan bir Fenerbahçe – Galatasaray derbisi. Formda Aurelio kart sınırında ve tüm hafta boyunca bu futbolcunun bir sarı kart daha görüp cezalı duruma düşüp düşmeyeceği konuşulmuş, karşılaşmanın hakemi açıklandığında ise sarı lacivert yüzler zaten sararmıştı, maçta ise faul dahi olmayan bir pozisyonda Aurelio sarararak  Galatasaray maçında cezalı duruma düşmüştü.

Ekim 5, 2009

Bir Takım Bir Ülke

Birisi buyurmuş “Bizim takım Türkiye’dir” diye… Şundan dolayı bundan dolayıdır diyerek de kurulan cümlenin doğru olduğuna inandırmaya çalışmış dinleyenleri.  Bir kesimin yüzünde alaycı birkesimin yüzünde ise sözde gururlu bir tebessüm bıraktı bu cümle. Kurulan mantığın anlamsızlığını ve içinin boşluğunu işlemek pek kolay olurdu, o nedenle fazla kelam etmeye gerek yok. Biz alaycı tebessüm sahibi kesime selam verelim, diğerlerine de akıl, fikir dileyelim.

Ekim 4, 2009